• av.eylulkiziloglu@gmail.com
  • Çalışma Saatleri: 09.00 - 18.00
  • 0530 474 60 44

Sit Alanlarındaki Maden İhalelerinde İhale Bedelinin İadesi

             Somut olaylarda çoğunlukla idareler kamu yararı gerekçesiyle ihaleleri iptal ederek ihale teminatını ödememe yoluna gitmektedir. Fakat somut olaylarda işbu hususun değerlendirilmesi elzemdir.  Zira idarenin “kamu yararı” gerekçesiyle değil de  hukuken imkansızlık sebebiyle ihaleyi iptal etmesi gereken durumlar da söz konusu olabilmektedir ve bu tür durumlarda idarenin kusuru bulunacağından mütevellit ihale teminat bedelinin iadesi gerekmektedir. 

 MADEN SAHALARI İHALE YÖNETMELİĞİ
İhalenin Sonuçlanması Madde 21
“İhaleyi kazananın ve sırası gelenin süresi içerisinde ihale bedelini yatırması zorunludur. Aksi halde müracaatçı hakkını kaybeder ve ihale teminatı irat kaydedilir.”
İhalenin Ertelenmesi Ve İptali Madde 23 
“Genel Müdürlük gerekli gördüğü hallerde ihaleyi iptal edebilir. İhalenin iptal edilmesi durumunda müracaatçılar bir hak talep edemez. Ancak, yatırılan işletme ruhsat taban bedeli ve teminatlar iade edilir. “
 

 

MADEN KANUNU
Madencilik Faaliyetlerinde İzinler Madde 7
Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir.
Madencilik faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, petrol, doğalgaz, jeotermal boru hatları, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, madencilik faaliyeti ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir.”
 MADENCİLİK FAALİYETLERİ İZİN YÖNETMELİĞİ
Dokuzuncu Bölüm
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Alanlarda Madencilik Faaliyetleri
Arama Faaliyetleri Madde 48 
“Maden ruhsat sahibi, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu alanlarda; sondaj, yarma, galeri gibi maden arama faaliyetleri yapılmadan önce gerekli belgelerle valiliğe veya ilgili kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurur.”
Üretim Faaliyetleri Madde 49
“Maden üretim faaliyetinde bulunmak isteyen maden ruhsat sahibi; gerekli belgelerle valiliğe veya Kültür ve Turizm Bakanlığına müracaat eder. Kültür ve Turizm Bakanlığınca, izin talep edilen alanda çevresel etki değerlendirmesi prosedürü kapsamında belirlenen esaslar doğrultusunda madencilik faaliyetlerine izin verilebilir. Çevresel etki değerlendirmesi prosedürüne tabi olmayan madencilik faaliyetlerinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen esaslara göre üretim faaliyeti yapılır.”
 
           Konuya ilişkin olarak;
 Danıştay 6. Daire’nin 2022/** E., 2022/** K. sayılı kararında;
“…Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşullarına ilişkin 05.11.1999 tarihli, 658 sayılı ilke kararında, Arkeolojik Sit; insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygurlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar olarak tanımlanmış, I. Derece Arkeolojik Sit alanlarının; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olduğu belirtilmiş, bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine, yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine, höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine, bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceğine, bu alanlar içerisinde bulunan ve günümüzde halen kullanılan umuma açık mezarlıklarda sadece defin işlemlerinin yapılabileceğine, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde, yapılmasında zorunluluk bulunan geçici uygulamalara ilişkin, zemine en az müdahale edilecek şekilde hazırlanan ve süresi belirlenen projelerin ilgili koruma bölge kurulunda değerlendirilebileceğine, projesi koruma bölge kurulunca uygun görülen geçici uygulamaların Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bilim kurulu denetiminde yapılabileceğine, karar verilmiş, III. Derece Arkeolojik Sit alanlarının ise; koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olduğu ifade edilmiş, Bu alanlarda, geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, …III. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, … karar verildiği belirtilmektedir.
3213 sayılı Maden Kanununun Madencilik Faaliyetlerinde İzinler başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası; Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir, hükmünü, 3. fıkrası; Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir. hükmünü içermektedir.
Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin 50. maddesinde ise; Madencilik faaliyetleri esnasında kültür ve tabiat varlıklarına rastlanması halinde maden ruhsat sahibi, kültür ve tabiat varlığının olduğu alandaki faaliyetini geçici olarak durdurarak en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne, mülki idare amirliğine veya Genel Müdürlüğe bildirir. En geç on gün içinde ilgili bakanlık ve Genel Müdürlük elemanlarından oluşacak bir heyet yerinde incelemelerini yapar. Yapılan inceleme sonucu, hazırlanan raporlar göz önünde bulundurularak o alandaki faaliyetin durumuna ilişkin ilgili kurulca karar verilir. hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişi raporunda; dava konusu proje alanı için verilen ÇED Gerekli Değildir kararından daha sonra projenin konusu faaliyetin de yapılacağı yeri içeren bir alanın Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca Ill. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan ve tescil edildiği, Arkeolojik Sit alanının insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar olduğu, bu alanlarla ilgili T.C. Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 5.11.1999 tarihinde yapılan 60 nolu toplantıda aldığı 658 nolu ilke kararında; III. Derece Arkeolojik Sit alanının koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlar olarak tanımlandığı ve bu ilke kararında III. Derece Arkeolojik Sit alanlarının Koruma Esasları ve Kullanma şartlarının belirtildiği, bu şartların (f) bendinde; bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmaması, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmaması, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesi şartına yer verildiği, dava konusu proje için verilen ÇED Gerekli Değildir Kararından sonra proje alanını da içeren bir alan için III. Derece Arkeolojik Sit alanı tespit ve tescili yapılması hususunda daha önce verilen görüş yazısı doğrultusunda yeniden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı, projenin ilgili alanda yapılmasında sakınca bulunmadığı yönündeki görüş doğrultusunda çalışmaların devam ettirilmesinde sakınca olmadığının belirtildiği, Mahkeme Kararında da, bu görüşün, yukarıda yer verilen mevzuata aykırı bir şekilde kabul edildiği görülmektedir.
Yine Mahkeme kararında, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik hükümlerine yer verilmesine, davacıların ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projenin 20 dönümlük zeytin alanına 700 m mesafede olduğu, zeytinlik alanın tozdan etkileneceği, proje konusu faaliyetin, yakınında yer alan organik tarım alanlarına etkisinin davacıların iddialarına rağmen, bilirkişi raporunda değerlendirme konusu yapılmadığı, temyize konu Kararda da bu iddiaların karşılanmadığı görülmektedir.
 Bu itibarla, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”
 
Madencilik Faaliyetleri Sırasında Kültür Ve Tabiat Varlığına Rastlanması Madde 50 
Madencilik faaliyetleri esnasında kültür ve tabiat varlıklarına rastlanması halinde maden ruhsat sahibi, kültür ve tabiat varlığının olduğu alandaki faaliyetini geçici olarak durdurarak en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne, mülki idare amirliğine veya Genel Müdürlüğe bildirir. En geç on gün  içinde ilgili bakanlık ve Genel Müdürlük elemanlarından oluşacak bir heyet yerinde incelemelerini yapar. Yapılan inceleme sonucu, hazırlanan raporlar göz önünde bulundurularak  o alandaki faaliyetin  durumuna ilişkin ilgili kurulca karar verilir.
 Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Zarar Görmesi Madde 51
Madencilik faaliyetleri esnasında korunması gerekli  kültür ve tabiat varlıklarının bilerek yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına sebebiyet veren veya kültür ve tabiat varlığına rastlanıldığında haber vermeyen ruhsat sahiplerine ait alanlardaki faaliyet durdurularak  Kanun  ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri uygulanır. 
Kültür Ve Tabiat Varlığı ve Doğal Sit Alanlarının Tespit ve Tescilinde Görüş Alınması Madde 52
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti ve genişletilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde Bakanlığın görüşü alınarak  yapılır.
 
 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU
Tanımlar ve Kısaltmalar Madde 3 
Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır:
a/ (1)”Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Madde 6 
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
… Kaya mezarlıkları,…., manastırlar;… ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.
Tespit ve Tescil Madde 7
 Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.
… Tescil kararları, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileri ile birlikte, tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. 
İzinsiz Müdahale ve Kullanma Yasağı Madde 9
Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.
Yetki ve Yöntem Madde 10
Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
…. Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi bu Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır.
Araştırma, kazı ve sondaj yapılan alanların korunması ve değerlendirilmesi Bakanlığa aittir. 
 Devir Yasağı Madde 13
Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzelkişilere satılamaz, hibe edilemez.
Kullanma Madde 14 
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabidir.
 
                Konuya ilişkin olarak;
Danıştay 13. Dairesi’nin 2019/1334 E.,  2021/4019 K. sayılı kararında;
“Dava konusu istem: Maden Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca arama ruhsatı verilmesi amacıyla … Gölü havzasında bulunan alan için …. tarihinde gerçekleştirilen ER:… numaralı ihalenin … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla iptali ve anılan Mahkeme kararının Dairemizin …. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla onanması üzerine, iptal kararı kesinleşen ihale kapsamında irat kaydedilen 380.200,00-TL geçici teminat bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin …. tarih ve E….. sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nce verilen …. tarih ve E:…., K:…. sayılı kararda; her ne kadar davacı tarafından ihalenin mahkeme kararı ile iptal edildiği, iş bu nedenle yok hükmünde olan bir ihale için yatırılan geçici teminatın iadesinin gerektiği iddia edilmiş ise de, teminatın ihalenin kanun, yönetmelik ve şartname hükümlerine uygun yapılmasının ve yükümlülüğün belirlenen süre ve şartlar uyarınca yerine getirilmesinin temini amacıyla alındığı ve teminatın ilgililerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Hazineye irat kaydedileceği, ihalenin hukuka aykırı olduğunu düşünerek dava açtığı ve davayı kazanacağı düşüncesiyle de ihale bedelini yatırmadığı, dolayısıyla henüz hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya konulmamış bir işlem dolayısıyla varsayımsal olarak hareket eden davacının ihaleye yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşıldığından, irat kaydedilen geçici teminatın iadesi isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …. Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi’nce; Maden Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca ER:…. no’lu Tuz Gölü havzasında arama ruhsatı verilmesi amacıyla …. tarihinde gerçekleştirilen ihaleye davacı şirketin istekli olarak katıldığı ve ihaleyi ikinci sırada tamamladığı, ancak ihale bedelini yatırmadığından bahisle 380.200,00-TL tutarındaki geçici teminatının irat kaydedildiği, daha sonra ER:….no’lu Tuz Gölü havzasında arama ruhsatı verilmesi amacıyla ihale yapılmasına dair işlemin ….. Dairesi’nin …. tarih ve E:…., K:…. sayılı bozma kararı üzerine …. İdare Mahkemesi’nin …. tarih ve E:…., K:…. sayılı kararı ile “1/50000 ölçekli çevre düzeni planı hükümlerine göre tuz üretiminin ancak “Tuz Üretim Alanı” olarak ayrılmış sahada yapılabileceği, bu bağlamda tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılacak bölgenin imar planında tuz üretim alanı olarak ayrılmış olması gerektiği, buna karşın uyuşmazlığa konu alanın bulunduğu sahanın Göl, Gölün Kış Seviyesi, Hassas A Zonu ve 1. Derece Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kaldığı dikkate alındığında, plan hükümlerine aykırı olarak kullanılmasına olanak bulunmayan sahanın tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılmasına hukuken olanak bulunmadığı, ihaleye çıkılmadan önce görüşü alınan Kurumların belli şartlar altında ihaleye çıkılmasında sakınca bulunmadığını belirtmiş olmalarının söz konusu sahanın genel kullanım amacını belirleyen plan hükümlerinin göz ardı edilmesine imkân vermediği gibi düzenleyici nitelikte bulunan plan hükümlerinin bu şekilde bertaraf edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, ihalenin yapıldığı tarih itibarıyla düzenleyici nitelikteki imar planında tuz üretim sahası olarak belirlenmeyen Göl, Gölün Kış Seviyesi, Hassas A Zonu ve 1. Derece Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kalan sahada madencilik dahil her türlü insan faaliyetinin yasaklanmasına karşın, sahanın kullanım amacına aykırı olarak ve plan hükümlerini bertaraf edecek şekilde tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı” gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan ihale işlemlerinden dolayı irat kaydedilen geçici teminat bedelinin davacı şirkete iadesi gerektiği, bu itibarla, söz konusu ihale işlemleri nedeniyle irat kaydedilen 380.200,00-TL’nin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, …. İdare Mahkemesi’nce verilen …. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine, …  25/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.”
 Danıştay 13. Dairesi’nin 2018/3247 E.,  2021/4017 K. sayılı kararında;
“Dava konusu istem: 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca arama ruhsatı verilmesi amacıyla … Gölü havzasında bulunan alan için …. tarihinde gerçekleştirilen …. erişim numaralı ihalenin ….. İdare Mahkemesi’nin …. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla iptali ve anılan Mahkeme kararının Dairemizin …. tarih ve E:…., K:…. sayılı kararıyla onanması üzerine iptal kararı kesinleşen ihale kapsamında irat kaydedilen 350.000,00-TL geçici teminat bedelinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve E….. sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nce verilen …. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararda; her ne kadar davacı tarafından ihalenin Mahkeme kararı ile iptal edildiği, iş bu nedenle yok hükmünde olan bir ihale için yatırılan geçici teminatın iadesinin gerektiği iddia edilmiş ise de, teminatın ihalenin kanun, yönetmelik ve şartname hükümlerine uygun yapılmasının ve yükümlülüğün belirlenen süre ve şartlar uyarınca yerine getirilmesinin temini amacıyla alındığı ve teminatın ilgililerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Hazine’ye irat kaydedileceği hususu göz önüne alındığında, davacı şirketin anılan ihaleye 8.330.000,00-TL teklifle katılarak ihaleyi kazanmasının ardından ihalenin hukuka aykırı olduğunu düşünerek dava açtığı ve davayı kazanacağı düşüncesiyle de ihale bedelini yatırmadığı, dolayısıyla henüz hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya konulmamış bir işlem dolayısıyla varsayımsal olarak hareket eden davacının ihaleye yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşıldığından irat kaydedilen geçici teminatın iadesi isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi’nce; anılan ihalede davacı şirketin ihale bedelini yatırmadığından bahisle 350.000,00-TL tutarındaki geçici teminatın irat kaydedilmesinden sonra anılan ihalenin iptali istemiyle açılan davada, …. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…., K:…. sayılı kararı ile “1/50000 ölçekli çevre düzeni planı hükümlerine göre tuz üretiminin ancak ‘Tuz Üretim Alanı’ olarak ayrılmış sahada yapılabileceği, bu bağlamda tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılacak bölgenin imar planında tuz üretim alanı olarak ayrılmış olması gerektiği, buna karşın uyuşmazlığa konu alanın bulunduğu sahanın Göl, Gölün Kış Seviyesi, Hassas A Zonu ve 1. Derece Doğal Sit alanı sınırları içerisinde kaldığı dikkate alındığında, plan hükümlerine aykırı olarak kullanılmasına olanak bulunmayan sahanın tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılmasına hukuken olanak bulunmadığı, ihaleye çıkılmadan önce görüşü alınan Kurumların belli şartlar altında ihaleye çıkılmasında sakınca bulunmadığını belirtmiş olmalarının söz konusu sahanın genel kullanım amacını belirleyen plan hükümlerin göz ardı edilmesine imkân vermediği gibi düzenleyici nitelikte bulunan plan hükümlerinin bu şekilde bertaraf edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, ihalenin yapıldığı tarih itibarıyla düzenleyici nitelikteki imar planında tuz üretim sahası olarak belirlenmeyen Göl, Gölün Kış Seviyesi, Hassas A Zonu ve 1. Derece Doğal Sit alanı sınırları içerisinde kalan sahada madencilik dahil her türlü insan faaliyetinin yasaklanmasına karşın, sahanın kullanım amacına aykırı olarak ve plan hükümlerini bertaraf edecek şekilde tuz üretim alanı olarak ihaleye çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı” gerekçesiyle anılan ihalenin iptaline karar verilmesi üzerine davalı idarenin … tarih ve …. sayılı Olur’u ile ER: .… erişim no’lu saha ihalesinin iptal edildiği dikkate alındığında, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan ihale işlemlerinden dolayı irat kaydedilen geçici teminat bedelinin davacı şirkete iadesi gerektiğinden söz konusu ihale işlemleri nedeniyle irat kaydedilen 350.000,00-TL’nin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, …. dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.”
 
Ankara maden avukatı
Maden hukuku