• av.eylulkiziloglu@gmail.com
  • Çalışma Saatleri: 09.00 - 18.00
  • 0530 474 60 44

Evlilik Nedeniyle Kiralananın Tahliyesi

                İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiralayan veya kiralayanın yakınları tarafından kiralanan taşınmaza ihtiyaç duyulması halinde açılan ve kiracının tahliyesini sağlayan davadır. Bu dava, ihtiyaç hususu kanıtlandığı takdirde kira sözleşmesini sona erdirerek kiracının taşınmazdan tahliyesini sağlamaktadır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 350. Maddesi

“Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

… belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”

                Buna göre, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının açılarak kiralanan taşınmazdan kiracının tahliyesinin gerçekleştirilebilmesi için üç şart bir arada gerçekleşmelidir.

  • İhtiyaç olmalıdır.
  • Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ve kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut veya iş yeri ihtiyacı bulunmalıdır.
  • Gerçek, zorunlu ve samimi bir ihtiyaç olmalıdır.

                Gereksinim nedeniyle tahliye davasında kiraya verenin gerçek, zorunlu ve samimi bir ihtiyaç olgusunu ispat etme zorunluluğu mevcuttur.

                Konuya ilişkin olarak;

İzmir BAM 6. Hukuk Dairesinin 2018/3148 E., 2020/363 K. sayılı kararında;

İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.”

 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2017/9396 E. , 2019/4734 K. sayılı kararında;

“İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Yargılama devam ederken kiralananın ihtiyaçlı tarafından satılması nazara alındığında ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olduğu kabul edilemez.

 

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 2012/814 E, 2012/ 4701 K. sayılı kararında;

“Davacı ihtarnamede ve dava dilekçesinde taşınmaza kendi ihtiyacı olduğunu belirtmiş, ancak daha sonraki beyanlarında taşınmaza kayın pederinin ihtiyacı olduğunu, son olarak da oğlunun evlenerek bu evde oturacağını, kayınpederinin de onunla birlikte oturacağını bildirmiştir. Ancak ihtiyaçlı oğlunun nişan ve evlilik hazırlığı içinde olduğuna dair bir belge ve delil ibraz etmemiştir. Davacı tanığının ihtiyaç iddiasına ilişkin bir beyanı yoktur. Davacı ihtiyaç iddiasının gerçek samimi, zorunlu olduğunu kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Mevcut delillere göre iddianın kanıtlandığından bahsedilemez”

 

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 2005/8261 E, 2005/9755 K. sayılı kararında;

“Bu noktada da açılan tahliye davalarında, davacının ihtiyacının gerçek ve samimi olup olmadığının mahkeme tarafından ayrıntılı bir şekilde araştırması gerekmektedir. Kiralayanın ihtiyaç iddiasının doğmuş olması gerekir, aksi takdirde kiralayan doğmamış bir ihtiyaca istinaden tahliye davası açamaz.

 

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 1982/13059 E, 1982/13079 K. sayılı kararında;

Sadece amacı daha fazla gelir elde etmek olan kiralayanın açtığı davanın kabul edilmemesi gerekmektedir.

                Evlilik nedeniyle tahliye talebinde ise aranan başkaca hususlar mevcuttur.

                Konuya ilişkin olarak;

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 2005/11224 E, 2005/12202 K. sayılı kararında;

Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 2004/763 E, 2004/1100 K. sayılı kararında;

“Evlilik nedeniyle tahliye talebinde belirtilen evlilik arifesinde olan kimse bizzat kiraya veren olabileceği gibi kiraya verenin çocuğu da  olabilir. Bu konuda asıl önem arz eden, evlilik konusunda somut adımların atılıp atılmadığı hususudur. Kiralayan veya oğlunun sadece nişanlı olması, evlilik hususunda herhangi bir adım atılmaması evlilik nedeniyle ihtiyaç talebi yeterli görülmemektedir.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/6-651 E.  ,  2006/610 K. sayılı kararında;

“Davacı nişanlı olan oğlunun yakında evleneceğini, bu nedenle kiralanana konut olarak ihtiyacının bulunduğunu belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini istemektedir. Ancak nişanlanma mutlaka evlilikle sonuçlanmadığı için soyut olarak tahliye davasında ihtiyacın kabulüne yeterli delil sayılamaz. İhtiyaç henüz doğmadığından ve bu itibarla ihtiyaç iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde tahliyeye hükmedilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.”

 

Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi’nin 2013/5711 E.  ,  2013/7127 K. sayılı kararın Karşı Oy Yazısında;

“Davacı, nişanlı kızı ‘nın evleneceğini ileri sürerek kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı ise, ihtiyacın nişanlı kızın evleneceği olgusuna dayandırıldığını, ancak evlilik için herhangi bir hazırlığın bulunmadığını, kiralananın satılması için kendileriyle pazarlık yapıldığını, satış gerçekleşmeyince bu davanın açıldığını, ihtiyacın samimi olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, nişanlı kızın evleneceği ididasıyla tahliyeye karar verilebilmesi için, ihtiyaçlının evleneceği konusunda ciddi hazırlıkların bulunması ve bu hususun yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Bu konuda gerekli inceleme ve araştırma da yapılmamıştır. Bu durumda, ihtiyacın ciddi, samimi ve zorunlu olduğunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken,”

               Sonuç olarak kısaca;

  • Evlilik konusunda somut adımların atılıp atılmadığı hususu
  • Ciddi hazırlıkların bulunması ve bu hususun yasal delillerle kanıtlanması

hususlarının kesinlikle somut olayda bulunması gerekmektedir.